Hamileliğin İlk Aylarında Neler Yapılmalıdır?

Anne adayları için en önemli dönemlerden biri olan gebeliğin ilk üç ayı hakkında bilgi vermek istiyoruz bugünkü yazımızda .

Bu dönemdeki şikayetlerin en başında bulantı ve kusma gelmektedir. Anne adayları bu durumdan oldukça rahatsızlık duyarlar.Fakat unutulmamalıdır ki bu süreç geçicidir ve bebek anne karnında geliştikçe bu şikayetler de azalmaktadır.Bu şikayetleri olan anne adayları beslenmelerine dikkat etmelidirler.Yağlı besinlerden uzak durmalı , katı gıdalarla beslenmeyi tercih etmeli , sigara ve alkolden uzak durmalı , kızartma vb gıdaları tüketmemelidir.Anne adayı gebeliğin ilk üç ayında kilo kaybı yaşayabilir , bu doğal bir durumdur. Şayet anne adayının günlük kusma sayısı 5 in üzerinde ve kilo kaybı normalden hızlı ve fazla ise bir hekime başvurulmalıdır.

Hamileliğin ilk süreçlerinde yaşanılan bir diğer sorun ise kabızlıktır.Böyle bir sorununuz varsa bol su , posalı gıdalar (meyve-sebzeler ) ve yeşil salatalar tüketmelidirler.

En sık şikayetlerden biri ise sıkça idrara çıkmadır. Sık sık idrara çıkmanın sebebi ise rahmin idrar kesesine yaptığı basınçtan kaynaklanır.Paniklemeyin ! Bu sorun zamanla kendiliğinden kaybolan bir durumdur.

Anne adayı bol bol dinlenmelidir , ağır bir iş yapmamalıdır. Bebeğinin sağlıklı gelişimi  ve kendi sağlığı için istirahat çok önemlidir.

Bir kadın için en değerli olan şeylerden biri de saçlarıdır. Maalesef anne adaylarının gebelik sürecinde ,geçici olarak saçlarında dökülmeler olabilir . Bu durum anne adaylarını üzmektedir. Üzülmeyin ! Saçlarınıza yeniden kavuşmayı bekleyin .

Gebeliğinizin ilk aylarında kasıklarda şiddetli ağrı , kahverengi veya kırmızı renkte vajinal akıntısı olan anne adaylarının bu durumu ciddiye alıp bir hekime başvurması gerekir. Unutulmamalıdır ki düşük riski her gebelikte mevcuttur.Ayrıca annenin sağlığını da tehdit eden bir durum söz konusu olabilir, lütfen ihmal etmeyin.

Bir mucize dünyaya getireceğinizi unutmayıp , bu dönemin her anının tadını çıkarıp yaşamaya çalışın.

Tüm anne adaylarının evlatlarına sağlıkla kavuşması dileklerimle.

Yenidoğan Bebek Bakımı

Yenidoğan bebeklerin dünyaya uyum sağlayabilmeleri için yaklaşık birkaç haftalık süreye ihtiyaçları olacaktır. Bebeklerin ilk haftalarda ne yapacaklarını kestiremezsiniz. Çok ağlayıp huzursuzluk gösterebilir, aksırabilir, kusabilir, sık sık irkilebilir.

Bu gibi durumlardan endişe etmeyin.Bebeklerin hepsi birbirine benzemez bazıları sakindir uyum sağlar. Bazı bebekler ise huzursuzdur ve sakinleştirilmesi de zor olur. Yenidoğan bebeklerinizdedikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:

1) Bebeğinizi emzirirken içine hava yutar ve bu havayı, gazı çıkartmalısınız.

Emzirmenin ortasında bebeğinizi kucağınıza veya omzunuza yatırarak sırtını sıvazlayıp veya usulce vurarak gazını çıkartmaya çalışın. Yoksa bebek yuttuğu havadan dolayı rahatsızlanarak daha fazla emmesi gereken sütün içilmesine engel olur.

Gazı çıkarırken bebek emdiğinin bir kısmını çıkarabilir endişe etmeyin bu kusma değildir.

2) Yenidoğan bebekler atlarını çok ıslatabilir. Bazı bebekler günde bir kere kaka yaparken bazı bebekler ise günde bir kaç kez kaka yapabilir.

Her ikisinde de durum normaldir. Bez kirlenince bebeğin altı hemen değiştirilmeli iyice temizlenerek pişik olması engellenir.

3) Yenidoğan bir bebeğin cildi çok hassas ve incedir. İlerleyen zamanlarda bebeğin cildi kuruyup kabuksu bir hal alabilir. Buna karşı nemlendirici bebek yağları ve losyonlar kullanılmalıdır. Bebek ıslakken nemlendirici yağlar sürülmelidir. Pamuklu giysiler tercih edilmeli ve deterjan temas etmemelidir.

4) Bebekler yeni doğduklarında bile hareket ederler. Bebeğinizi kanepe, alt değiştirme masası, yatak gibi yerlerde yalnız bırakmayın. Hareket edip düşebilirler. Bebeğinizi güneşten korumaya dikkat edin. Bebeğinizin yanında sigara içilmesine müsaade etmeyin çünkü ilerleyen zamanlarda solunum sorunları yaşayabilir. Başka küçük bir çocukla bebeğinizi yalnız bırakmayın.

5) Yenidoğan bir bebek sağlıklıysa bulunduğu ortamın koşuluna göre 24 saat içerisinde yıkanabilir. Hergün, günübirlikte yıkanabilir. Bebeğinizi yıkayacağınız zaman her şeyini hazır edip yıkayın bebeğin ısı kaybetmemesine çalışın.

6) Bebeklerin uyku düzenleri de çok farklılık gösterebilir. İlk haftalar 16-18 saat uyku uyuyabilirler. Bazı bebekler ise uyumaz uyku düzeni yoktur.

7) Bebeğinizin göbek bağını temizlemeye dikkat edin enfeksiyon kapmasını engelleyin göbek bağı kopana kadar bebeğin altını bağlarken dışarıda bırakın. Alkol veya doktorunuzun verdiği kremle göbek kordonunu özellikle tabanını silmelisiniz.

8) Bebeğinizi mevsim koşullarına göre rahat edebilecekleri kıyafetleri giydirmeye çalışın. Bebeği aşırı giydirme ve sarma rahatsız eder. Bebeğinizin elleri ve ayakları soğuk olacağından göğüs ve sırtından kontrol ederek bebeğin üşüyüp üşümediğini anlayabilirsiniz.

9) Bebekler çok ağlayabilir bu bebeklerin sizinle iletişim kurma şeklidir. Buna üzülmeyin. İlk haftalarda bebekler 2-3 saat ağlayabilir daha sonraki haftalarda ağlaması artabilir. Bebeğiniz ağladığında altını değiştirme, karnını doyurma, kucaklayıp sakinleştirme gibi metodları denediğiniz halde hâlâ ağlıyorsa yatağına yatırıp bir süre sakinleşmesini bekleyin. Bu süreçte bebeğinizi gözlemeleyin. Zamanla bebeğinizin ağlamasıyla ne yapılması gerektiği konusunda deneyim kazanmış olacaksınız. Daha sonra anne ve baba olacak çiftlere bu konular hakkında deneyimler vereceksiniz.

Bebek Bakıcısı Nasıl Olmalı?

Çalışan annelerin en büyük sorunudur bu. Doğumdan sonra kullanılan yasal izin bitmek üzereyken, bebeğe kimin bakacağı düşüncesi kaplar anneyi. Eğer bebeğe bakabilecek büyükanne, hala, teyze gibi aile bireyleri varsa şanslısınızdır. Bu şansı sonuna kadar kullanmalısınız. Bebekle kan bağı olan kişiler bebeğe bebek bakıcısından çok daha iyi bakacaklardır. En azından bebeğinize sevgi ve şefkat göstereceklerinden fazlasıyla emin olursunuz. Tercihiniz öncelikle aile bireylerinden yana olmalı.

Bu aile bireylerinden birine sahip değilseniz bir bebek bakıcısı bulma konusunda çalışmalara başlamalısınız. Bir yandan da endişelisiniz çünkü son yıllarda gazete ve televizyonlarda gördüğünüz çocuğa kötü muamele eden bebek bakıcısı haberleri , bebek kameralarıyla tespit edilen el kadar bebeğe taciz, dayak gibi tahammülü zor durumlar sizi kaygılandırıyor. Peki bebek bakıcısı nasıl olmalı?bakıcı seçerken en fazla neye dikkat etmelisiniz?

Çalıştığınız saatlerde çocuğunuzu gözünüz arkada kalmadan bırakabileceğiniz kişide olmasını istediğiniz özellikleri bir liste halinde hazırlayabilirsiniz. Ancak bu özelliklerin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalacağınız muhakkak. Olması gereken temel özellikleri bulduktan sonra listenin bazı maddelerinden fedakarlık etmeyi göze alın lütfen.

  • Bebek bakıcısı  adayınızın  her şeyden önce karakter ve ahlakını incelemelisiniz.
  • Çocuğunuza anlayışla, şefkatle davranacağından kesinlikle emin olmalısınız.
  • Çocuğunuz bakıcısının varlığından huzur duymalıdır.
  • Bebek bakıcısının kendine ve bakıcılık işini yapabileceği konusunda güveni tam olmalıdır.
  • Çocuğu sevmesi çok önemlidir.
  • Gerekli hallerde çok sert olmadan çocuğu frenleyebilmelidir.
  • Tecrübeli olmalıdır.
  • Referanslar , konuyla ilgili aldığı eğitimler, sertifikalarıda da size bu konuda çok yardımcı olacaktır.

Bebek bakıcısıyla mülakat yaparken çocuğunuz da yanınızda olsun.  Onun çocuğunuza nasıl davrandığına bakarak karar verin. Bu kararı verirken bakıcı adayının,bebeği ilk gördüğü anda yüzündeki ifadeye bakmanın size çok büyük yardımı olacaktır. Çok sert,  çok suratsız, çok titiz bir kimseyi bebeğinize bakması için evinize almayın. Bu bebeğinizi de sizi de sürekli bir diken üzerindeymişsiniz gibi hissettirip, huzursuz eder.

Anneler bebek bakıcısının tecrübeli olmasına fazla önem verirler. Bebek hastalandığı zaman bir bebeğe nasıl bakılacağını bilen bir kadını bakıcı olarak almak isterler. Sadece bu düşünceye paralel hareket etmek hatalı olabilir. Hastalık ve kazalar bebeğin hayatında çok küçük bir yer tutar. Artı bebeğiniz hastalandığında siz zaten onun yanında olup bebeğinize kendiniz bakmak isteyeceksiniz. Bunun için işyerinizden izin alacaksınız. Asıl önemli olan tecrübenin yanında, kişiliğiyle çocuğa huzur verebilecek bir bebek bakıcısı bulmanızdır. Temizlik konusu da tecrübeden önemlidir. Temizlik kurallarına uymayan birinden çocuğun kişisel hijyenini sağlamasını, enfeksiyonlara karşı koruyucu tedbirler almasını nasıl beklersiniz.

Hiçbir şeyin aşırısı iyi değildir. Sadece temizlik kaygısı taşıyan ve bundan başka hiçbir şeye önem vermeyip çocuğu bu konuda sürekli taciz eden bir bakıcıyı da tavsiye etmiyorum.

Çocuğunuza ‘oğlum’ ya da ‘kızım’ diye seslenen bir bakıcı sizin endişelerinizi giderir. Özetle çocuklar teslim edildiği kişinin yanında kendilerini güvenlik ve huzur içinde hissetmezlerse, bu ileride giderilmesi zor birtakım rahatsızlıkların oluşmasına neden olabilir. Günün büyük bir kısmını çocuğunuzla geçirecek olan bebek bakıcısı insancıl özelliklere sahip olmalı, bebeğinize kendi çocuğuymuş gibi bakabilmeli, en az sizin verdiğiniz kadar sevgi ve şefkat verebilmelidir.

Bebeklerde 6 Temel Refleks

Yeni doğan bebeğin istem dışı olarak bazı davranışlara tepki gösterdiğini fark ederiz. Çoğu anne bu tepkiler karşısında tedirgin olur ve bu reflekslerin kalıcı olduğu endişesine kapılır. Oysa her yeni doğan bebeğin 6 temel refleksi vardır .
Bebekler doğduklarında kendilerini koruma amaçlı olarak bazı davranışlara tepki gösterirler. Refleks olarak adlandırdığımız bu istem dışı tepkiler 6 bölüm de sıralanır. Bunların başında Mora Refleksi olarak adlandırılan bebeğin yüksek sese karşı verdiği tepki bulunmaktadır. 4 ile 6 aylık olana kadar devam eden bu reflekste bebek, ani seste el, kol ve parmaklarını gererek yumruklarını sıkar.

2 yaşına kadar sürebilen Babinski refleksinde ise parmaklar yukarı doğru kalkar ve ayak içe kıvrılır. Emme refleksi ise bebeğinizin yanağına dokunduğunuzda bile emme eylemi göstermesidir. Bir diğer refleks olan yakalama refleksi ise bebeğinize herhangi bir cisim dokunduğunda onu kuvvetlice yakalama hamlesidir.

2 ay kadar sürebilen yürüme refleksi bebeğinizin destek bulduğu anda adım atmaya yönelik hamlesidir. Son olarak 6 ay içinde kaybolan ve bebeğiniz sırt üstü yatarak kendisi adeta bir savunma pozisyonu alıyormuş gibi el ve ayaklarını bükme hareketidir.

Gebelikte Beslenme Nasıl Olmalı?

Gebelikte Mutlaka Yenmesi ve Asla Yenmemesi Gereken Besinler Beslenmemiz sağlığımız için önemlidir ama biz yiyeceklerin tatlarına yenik düşüp sağlıksız ve zararlı besinler tüketiyoruz. Bebeklerimiz bizden daha hassas ve bu yüzden onları büyütürken beslenmemize 2 kat daha dikkat etmeliyiz.

Gebelikte Mutlaka Yenmesi Gereken Besinler

Gebelik sürecimizde günde 3 litre sıvı (su, açık çay, süt, ayran, çorba, meyve) tüketmeliyiz. Bu sıvının 2 litresi su olmalıdır. 80 gram protein; 1.5 gram kalsiyum; 30-60 g demir; A, B1, B2 ve C vitamini almalıyız.

Günde 3 ana öğün ve 3 ara öğün tüketmeliyiz. Her gün 5 porsiyon meyve- sebze tüketilmeli. Her öğünde 1 porsiyon nişastalı yiyecek (ekmek, makarna, pilav) tüketilmeli. Bu ürünler lif kaynağından daha zengin olan tam tahıllı ürünlerden seçilmelidir.

Günde 3 porsiyon az yağlı süt ve süt ürünleri içilmelidir, kalsiyum ihtiyacı bu şekilde karşılanmalıdır. Günde 2 porsiyon proteinli ürün (yağsız et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller) tüketilmelidir. Et, tavuk, balık ve yumurta çok iyi pişirilmelidir.

Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli. Balıklar taze (mevsiminde), yüzey balığı, küçük balıklardan seçilmelidir, iyi pişirilmelidir. Balıklarda biriken cıvadan kaçınılmalıdır, bu yüzden yüzey balıkları ve küçük balıklar seçilmelidir (uskumru, sardalya, alabalık, taze ton balığı, levrek, çipura, somon, hamsi, istavrit, palamut).

Balık tüketmek istemeyenler omega 3’ü ceviz, badem, kuru incir, kuru kayısıdan az da olsa karşılayabilir. Kuruyemişler çiğ ve işlem görmemiş olmalıdır. Doktoruna danışarak balık yağı tüketimine başlayabilir.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketerek demir ihtiyacı yemişler tüketerek folat- folik asit ihtiyacı karşılanmalıdır. Doktora danışarak folik asit vitamin hapı tüketimine başlanabilir. Çoğu doktor folik asit tüketimini hamile kalmadan en az 1 ay önce başlanmasını öneriyor. Haftada en az 3 yumurta (çok iyi pişmiş) tüketilmelidir.

Haftada 1-2 kez soda ve maden suyu tüketebilirsiniz, fazlaya kaçmamak gerekir. Pet şişede su içmemeli ve plastik kaplardan kaçınılmalıdır. Bu ürünlerde BPA bulunur ve bebeklerimizi BPA’dan uzak tutmalıyız.

O yüzden dışarı çıkarken suyumuzu paslanmaz çelik bir matarayla yanımızda götürebiliriz. Gebelikte Asla Yenmemesi Gereken Besinler Pasta, tatlı, çörek ve fast food yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Aşırı miktarda yağ, şeker ve tuz tüketilmemelidir. Meşrubat, asitli içecekler ve hazır meyve suları tüketilmemeli.

A vitamininin retinol cinsinden uzak durulmalıdır. Köpek balığı ve kılıç balığı gibi cıva içeren balıklar hiç tüketilmemelidir. Pastorize edilmemiş süt ve süt ürünleri, küflü peynirler ve bazı yumuşak peynir türleri yenmemelidir.

Az pişmiş et, tavuk, balık ve yumurta tüketilmemelidir. Alkol ve sigara hiç tüketilmemeli. Sigara içilen yerde de bulunulmamalıdır.

Kafein günlük 200 miligramdan fazla tüketilmemelidir. 1 fincan neskafe 100 mg 1 fincan çay 50 mg 1 kutu kola 40 mg 1 paket sade çikolata 50 mg 1 paket sütlü çikolata 25 mg 1 fincan yeşil çay 20 mg Şarküteri ürünleri (sosis, salam, sucuk, pastırma) tüketilmemelidir.

Çiğ balık ürünleri olan midye, istiridye, kral uskumru ve suşiden uzak durulmalıdır. Çiğ köfte ve mayonez tüketilmemelidir. Konserve ürünler kullanılmamalıdır çünkü bu ürünler BPA içerir. Sert plastik kaplar kullanılmamalıdır.

Annelik Duygusu bir Başka!

Bir kadının başına gelebilecek en güzel duygudur annelik! Hiç bir şekilde tarifi olmayan ve asla hiç bir duyguyla kıyaslanamayan çok ama çok özel bir duygudur. Bir çok kadın anne olabilmek için çok çaba sarf ettiği halde, bebeği olmaz. Bu yüzden her zaman kutsal bir şerefle müşerref olursunuz.
Ben annelik hakkında size yaşadığım tecrübeleri aktaracağım. Bütün hissiyatımla yaşadığım anılarım, sizlerin gülümsemesine neden olacaktır. Ben ilk bebeğimi 19 yaşında kucağıma aldım ve onu ilk öğrendiğimde içimde uçuşan kelebekleri tahmin edemezsiniz. Bebeğim içimde yavaş yavaş büyüyordu.

Küçük hareketleri, kalp ritimleri beni oldukça mutlu ediyordu. Gün geçtikçe büyüyen bebeğim, annesini tekmeler olmuştu. Sürekli yer değiştiriyor ve hareketleri artıyordu. O gün geldi ve 37 haftalıkken acilen doğuma alındım. Elimde olmayan nedenlerden dolayı normal doğum yapamadığım için direk sezeryana alındım.

Ben yaklaşık 45 dakikada ameliyattan çıkmışım, bebek ise 15-20 dakika sonra babasının kucağında olmuş. Ama eşim beni karşısında göremeyince birde küçücük bebeği kucağına vermişler, o şaşkınlıkla ne yapacağını şaşırmış. Daha sonra ben çıkınca benimle birlikte odaya kadar gelip başımdan ayrılmadı. Tabi bende yakasını bırakmadım, hemşireler ayıramamış. Kendime geldiğim ilk dakikada eşime sarıldım.

Daha sonra bebeğimi alıp, öptüm. Hoşgeldin bebeğim dedim. Babası adını zaten koymuştu çok önceden. Kendi babasının adı olan Eşrefcan koyduk ismini. Oğlum bize bir armağandı. O kadar tatlı, o kadar sakin bir çocuktu ki, beni hiç zorlamadı. Acemilik çektirmedi bana. Ama o benim ilk göz ağrım ve hayatımın en iyi tecrübesi. Şimdi 7 yaşında ve ilkokula başladı. Oğlumdan hemen sonra çocuk düşünmemiştim. 4 yaşındayken hamile olduğumu öğrendim.

Çok mutlu oldum, aynı heyecanı yaşadım. Ama sebebini bilmediğimiz bir şekilde bebeğim düştü malesef! Bu çok acı verdi bana. Daha sonra yine hamile kaldım, fakat o da aynı şekilde düşükle sonuçlandı. Bunlar beni ve eşimi o kadar yıprattı ki, bir dahaki sefere ümit edemedik. Şimdi tekrar hamileyim ve sağlıklı bir şekilde sürüyor.

Çok güzel ve anlatılması imkansız bir his yaşıyorum. Oğluma kardeş geliyor ve o da artık büyüdüğü için herşeyin farkında. Gayet güzel karşılıyor. İsteyen herkese versin Allah kimsenin kucağını boş bırakmasın.

Annelik kutsal bir meslektir. Derler ya cennet annenin ayaklarındadır diye, aslında evladın olduğunda cennet kokuyor her yer ve cennet oluyor sana bulunduğun her yer. Evlat kaç yaşında olursa olsun annenin gözünde çocuktur. Onunla beraber ağlayıp, onunla beraber gülersiniz. Sevinçleriniz hüzne, hüzünleriniz sevince dönüşür evladınızla. Yani kısacası bu duyguyu yaşayan çok iyi anlıyormuş. Annem hep derdi, kızım bir gün evladın olunca beni anlarsın, çok doğru ve yerinde bir laf etmiş güzel annem!…

dolma-tarifi

Biber Dolması Tarifi (Gerçekten Enfes)

Biber Dolması Malzemeleri;  300 gram soğan, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, 25 gram dolmalık fıstık, 75 gram pilavlık pirinç, 25 gram dolmalık üzüm, ½ çay kaşığı kuru nane, 1 tutam tarçın, ½ çay kaşığı yenibahar, ½ çay kaşığı kuru dereotu , ½ çay kaşığı şeker, su, tuz, 6 küçük boy dolmalık biber, 2 domates ve yeterince maydanoz.

Biber Dolması Hazırlanışı

Soğan ince doğranır, bir teflon tavada 1 çay kaşığı kadar yağ kızdırılıp soğan pembeleştirilir.

Dolmalık fıstık ve pirinç ilave edilir, ardından dolmalık üzüm, nane, tarçın, yenibahar ve dereotu eklenir. 1/16 litre suda biraz şeker eritilir ve ilave edilir. Kısık ateşte 20 dakika kadar pişirilir, tuz konur ve soğumaya bırakılır.

Dolmalık biberler yıkanıp tepeleri kapak şeklinde kesilir.

Dolma içi fazla sıkıştırmadan biberlere doldurulup üstleri bir domates dilimi ile kapatılır. Biberler bir tencereye arada boşluk bırakmadan yan yana dizilir. ¼ litre su, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve şeker karıştırılıp dolmaların üstüne dökülür. Biberler ters kapatılmış bir tabakla ağırlaştırılır. Kısık ateşte 30 dakika kadar pişirilir ve tencerede soğutulur.

Daha sonra kıyılmış maydanoz serpilip servis edilir.

Biber Dolması Porsiyon Besin Değeri: kcal: 365, protein: 21 gram, yağ: 12,5 gram, karbonhidrat: 41 gram, posa: 3 gram, kolesterin: 190 mili gram ve şeker: < 0,5 gramdır.

arnavut-böreği-tarifi

Arnavut Böreği Tarifi

Diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi Arnavutluk’ta da Türk yemek kültürünün izlerine rastlanır. Osmanlı 400 yıl süreyle buralarda egemen olmuş. Ama Arnavutlar’dan da bizim mutfağımıza giren yemekler olmamış değil. İşte Arnavut böreği bunlardan biri.
Arnavut böreği malzemeleri
Hamuru için:

  • 1 kilo kadar un
  • Yarım litre kadar su
  • Bir miktar tuz
  • Açılan yufkaların arasına sürmek için yeterince sıvı yağ

İçi için:

  • 750 gram ıspanak
  • 1 tane soğan
  • 4-5 kaşık kadar yoğurt
  • 1 tane yumurta
  • Bir miktar tuz ve karabiber

Arnavut böreği tarifi
Önce böreğin hamurunu hazırlayın. Hamurun çok katı olması, açmayı zorlaştıracağından yumuşak olmasına dikkat etmek gerekir. Hamur yoğurulunca üzerini bir bez ile örtün ve dinlenmeye bırakın. En az yarım saat beklemesi iyi olur.
Hamur dinlenirken şimdi böreğin içini hazırlayın. Önce ıspanakları doğrayın. Arkasından soğanı minik küpler halinde doğrayın.

Üzerine yoğurdu koyun ve güzelce karıştırın. Sonra da yumurtayı kırın üzerine ve tuz ve karabiberi de ilave ettikten sonra bütün malzemeleri bir kere daha karıştırın.
Şimdi hamurlara dönebilirsiniz.

Hamuru 20-25 bezeye ayırın ve açmaya başlayın. Yufkaların büyüklükleri bir tabak kadar olsun yeter. Açılan her yufkanın arasına sıvı yağ sürün ve üstüste dizin. 13 yufka açıldıktan sonra bunları içi yağlanmış bir tepsinin ortasına koyun ve kenarlarından çekiştirerek tepsi büyüklüğüne getirin. Üzerine hazırlanan harcı yayın. Kalan bezeleri de aynı şekilde açın ve üstüste dizin. Sonra da genişleterek iç harcın üzerini kapatın. Hamurun kenarlarını birbirine yapıştırın. Böreğin en üstüne de yağladıktan sonra tepsiyi kızgın fırına verin. Fırında kontrol ederek Arnavut böreğininin pişmesini bekleyin. Arnavut böreği tarifi zor görünse de işin başına geçince hiç de öyle değil.

ıspanaklı-kroket-tarifi

Ispanaklı Kroket Tarifi (Başlangıç Yemeği)

İşte güzel ve lezzetli bir başlangıç yemeği. Çok çeşitli şekillerde hazırlanabilen kroketlerin, servis yapılırken mutlaka sofraya sıcak ve kıtır olması gerekir. Farklı bir lezzet arayışında olan ev hanımları için ıspanaklı kroket yapmak çok zevkli bir iş olacak.
Ispanaklı kroket malzemeleri

  • 1 buçuk su bardağı pirinç
  • 1 su bardağı beyaz peynir
  • 4 tane yumurta
  • 2 diş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi
  • 1 dal taze soğan
  • 2 su bardağı ıspanak
  • 1 yemek kaşığı taze dereotu
  • 2 su barağı galeta unu

Yoğurt sosu için:

  • 1 buçuk bardağı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı taze nane
  • Bir miktar tuz ve karabiber

Ispanaklı kroket tarifi
Önce pirinci ve ıspanağı haşlayın. Sonra derince bir kaba haşlanmış pirinci ve ıspanağı koyun. Üzerine ince ince doğranmış taze soğan ve dereotunu koyun. Sonra yumurtaları kırın, beyaz peynir, dövülmüş sarımsak ve limon kabuğu rendesini ekleyin ve karıştırın.
Daha sonra bu karışından avucunuza küçük parçalar alarak yuvarlarak kroket şekli verin. Kroketleri bir tepsiye yerleştirip 30 dakika kadar buzdolabında bekletin.
Bu arada galeta ununu düz bir servis tabağına boşaltın. Geriye kalan yumurtaları içine kırıp çırpın.
Kroketleri önce yumurtaya sonra da galeta ununa batırın. Sonra tekrar tepsiye yerleştirip buzdolabında 30 dakika daha bekletin.
Artık ıspanaklı kroketler kızartmaya hazır. Tavaya sıvıyağı koyup iyice kızdırın. Kızan yağın içine kroketleri atıp altın sarısı renk alıncaya kadar kızartın. Tavadan aldığınız kroketleri önce kağıt havluya koyarsanız fazla yağını bırakacaktır.
Kızartma sürerken yoğurt, ince kıyılmış nane, tuz ve karabiberi bir kaseye koyup iyice çırpın.
Daha sonra ıspanaklı kroketleri servis tabağına koyun, üzerine yoğurt sosunu dökün. Gördüğünüz gibi kolay bir ıspanaklı kroket tarifi.

misket-köfteli-sebze

Misket Köfteli Karışık Sebze Yemeği Tarifi

Misket Köfteli Karışık Sebze Yemeği

Oldukça doyurucu, lezzetli ve bol malzemeli olan tarifimizin yapılışı biraz zor ve zahmetli olsa da emin olun tadına bakınca, karşılaştığınız lezzet bütün zahmetlerinize değecek. Ana yemek olarak misafirlerinize ikram edebilir, içerisinde bulunan sebzeler dışında farklı sebze çeşitlerini de kullanabilirsiniz.

Yemeğimizin Malzemeleri;

  • İki adet orta boy havuç
  • İki adet büyük boy patlıcan
  • İki adet orta boy patates
  • İki adet kırmızı etli biber
  • İki adet orta boy kabak
  • 250 gram kıyma
  • 1 kahve fincanı sıvıyağ
  • Tuz
  • Bir çay kaşığı Karabiber
  • Bir çay kaşığı Kırmızıbiber
  • Bir çay kaşığı Pul biber

Misket köfte için malzemeler;

  • 1 orta boy soğan
  • 1 su bardağı ekmek içi
  • 250 gram kıyma
  • 1 adet yumurta
  • Kimyon
  • Karabiber
  • Yenibahar
  • Tuz
  • Kekik

Yemeğimizin Yapılışı;

Öncelikle misket köftenin yapılışına başlanır. Misket köfteyi yapabilmek için; 250 gram kıyma bir kabın içerine koyulur. Kıymanın üzerine 1 orta boy soğan rendelenir. Sonrasında sırasıyla 1 adet yumurta, 1 su bardağı ekmek içi, kimyon, karabiber, yenibahar, tuz ve kekik konularak köfte yoğrulur ve fındık büyüklüğünde şekil verilir. Sonrasında 2 büyük boy patlıcan, 2 orta boy patates, 2 orta boy kabak, 2 orta boy havuç ve 2 adet kırmızı etli biber ince ince doğranarak fırın tepsisine yayılır. Üzerine misket köfteler yayılır ve salçalı su dökülerek orta hararetli olan fırında pişirilir. Sebzeler iyice yumuşayıncaya ve köftelerin üzeri iyice kızarana kadar yemek fırında pişirilir. Yemek piştikten sonra fırından çıkarılır ve üzeri ince ince kıyılmış maydanoz ile süslenir. Arzu edilirse farklı lezzetlere sahip olabilmek için yemeğin içerisinde mantarda eklenebilmektedir. Yemek biraz sulu kalacak şekilde pişirilir ve sıcak olarak servis edilir.

( köftelerinizin daha lezzetli olabilmesi için fırına koymadan önce tereyağında hafif kavurabilirsiniz.)

Not: Yemeğinizi tepside pişirmek yerine arzu ederseniz güveçte pişirebilirsiniz. Bunun için bütün sebzeleri güvecin tabanına dizebilir, üste köfteleri koyabilir ve çok az su koyduktan sonra güvecin ağzına alüminyum folyo ile kapattıktan fırına atabilirsiniz. Son işlem olarak yemeğinizin üzerine kaşar rendesi koyabilir ve daha da lezzetlendirebilirsiniz.